Bijwerken
Beschrijving
Çoktandır anıldığı lakabıyla babaların babası Mehmet Han Mavi neredeyse 50’lili yaşlarına dayanmış, olgunluğunun zirvesinde bir adamdı. İstediklerini fazlasıyla elde ettiği için olsa gerek, eski heyecan ve coşkusundan pek eser kaldığı da söylenemezdi. Ne eski zamanlarında ki gibi tez canlıydı, ne de gözü pek bir adam artık! O tuttuğunu koparan, arzu ettiğini çok kısa sürede elde eden adam çok uzaklarda kalmıştı sanki. Geçen günler onu fazlasıyla yıpratmıştı.
İstanbul’da boğaza nazır villasından uzaklara dalmıştı, çok uzaklara…
Geldiği yeri düşünüyor gibiydi. Her şey o kadar kısa sürede olup bitmişti ki, nasıl buralara kadar geldiğine kendisi bile hayret ediyordu bazı zamanlar.
Bahçe de bellerinde ki silahlarla gezinen adamlarına baktı. Burası güvenlik cenneti olabilirdi ancak dışarısı bundan çok uzaktı. Sokaklara bir süredir kargaşa hâkimdi. Her taraf birbirini boğazlamak için dört gözle fırsat kollayan karşıt gruplardan, ülkücü veya komünist militanlarla doluydu.
Üstelik buna bir de hiç hesapta olmayıp, bir an da patlayan Kıbrıs’ta ki kargaşa eklenmişti. Aslında hesapta olmayan demek haksızlık olurdu. Çünkü ada da günden güne Türklere yönelik uygulanan katliamlar, artık görmezden gelinemeyecek kadar katlanamaz boyutlara ulaşmıştı.
Kargaşa ve savaş sebebiyle adım adım ayak sesleri duyulan ülkeye uygulanacak yaptırımlar ve ambargolar ise gelecek olan yeni hesaplaşmaların da habercisi gibiydi. Han Mavi ailesi bu hesaplaşmaya çoktandır hazırdı ancak Mehmet bütün işlerini kan dökmeden, sulh ile çözmekten yanaydı. Onun için diplomasi her zaman en önce gelirdi.
Ancak konuşarak çözülemeyecek sorunlar için en son dayanma noktasında silahlı güçlerini devreye sokardı. Bu yüzden fedailerini her zaman güçlü ve hazır tutmak bu dünya için her şeyden önce gelirdi. Çünkü bu güç, aile için aynı zamanda onların var olmasının da anahtarıydı. Kısacası bu kurtlar sofrasında hayatta kalmanın birinci vazgeçilmez kuralı tam olarak buydu.
Oğlu Melik’in, yanına gelerek savaşa katılmak için gönüllü olarak yazıldığını söylediği an aklına geldi yeniden. Bir baba olarak oldukça karmaşık bir durumun içindeydi. Hatırladıkça yüreği sıkışır gibi oluyordu. O, onun için hala dün ellerine aldığı bebeği gibiydi sanki. Nasıl üstesinden gelir, nasıl yapardı o oralardayken aklı bir türü almıyordu.
Gideli daha dört gün olmuştu sadece ama her saniye onu özlüyor gibiydi. Annesine gittiğini söyleyememişlerdi bile. Çünkü dayanamayacağını ve asla bırakmayacağını iyi biliyorlardı. Onun için bahane olarak yurtdışına eğitim için gittiği yalanını ancak söyleyebilmişlerdi. Kafasında ki sinir, stres ve kederle dolu düşüncelerden kurtulmak ister gibi saçlarını elleriyle iyice bir sarstı. Ve masa da suyuyla birlikte duran sakinleştirici ilaçlarını içti hemen akabinde.
Yer altı dünyasında dibine, boğazına kadar gayrimeşruya batan bir babanın oğlunun; vatanı milleti ve ülkesi için mücadele etmesinin saçmalığı, doğal olarak birçok kişinin kulağına garip geliyordu. İstese oğlu bir gün bile askerlik yapmaz, diğer zengin akranları gibi bu vatani görevden rahatlıkla kaçabilirdi. Ancak o aksine bir de savaşa gönüllü gitmek için öne atılıyordu.
Apple Books: Klantbeoordeling
Beoordelingen en recensies
0,0 van 5 (Geen score)
Apple Books: Recensies van klanten
Geen item